Türkülerimiz

Sandıklı, köy ve kasabalarımız türkü yönünden zengin bir ilçemizdir. Bu türkülerden çok azı TRT repertuarında yer almıştır. Derlenmeyi bekleyen ve notaya dökülecek belki de yüzün üzerinde türkümüz vardır. TRT repertuarında yer alan türkülerimiz şunlardır:

1)Rep.No:2496 Türkünün Adı: Entarini Peş Olam Kimden Alındığı: Galip Coşkun Derleyen:Mustafa Hoşsu

2)Rep.No:2878 Türkünün Adı:Karanfil Dallanır mı? Kimden Alındığı:Sabri Cevahir Derleyen:Ankara Devlet Konservatuarı

3)Rep.No:523 Türkünün Adı:Kumalar Dağında Göç Katar Katar Kimden Alındığı:Galip Coşkun Derleyen:Muzaffer Sarısözen

4)Rep.No:479 Türkünün Adı:Yeşil Olur Sandıklı’nın Biberi Kimden Alındığı:Galip Coşkun Derleyen:Muzaffer Sarısözen

Sizlere imkanlarımız ölçüsünde temin edebildiğimiz kadarıyla bazı türkülerimizi ve hikayelerini aşağıda veriyoruz…

TÜNEL TÜRKÜSÜ
Türküyü Kızık Kasabamızdan derleyen Hüseyin Hüsrevoğlu türkünün hikayesini şöyle anlatıyor: “1934-1935 yıllarında Afyon-Sandıklı demiryolu yapımında Kızık köyünün yakınında tünelde çalışan bütün işçiler Kızık köyümüzdendir. Bir tünel, inşaat sırasında göçtü. Bu tünelin içinde, genç bir nişanlı delikanlı bulunmakladır. Bu gencin ölümü üzerine bu türkü yakılmıştır. Çevrede bütün büyükler tarafın söylenmektedir. Hatta çapa mevsiminde kadınlar tarlalarda bu türkü söylenmeden çaba çapalanmaz. 1984 yılında köye geldiğimde bu türküyü araştırdım. Orta mahalleden şimdi rahmetli olan Ahmet İleri adındaki 64 yanındaki bir amcadan yazdım.”

Kabrimi kazıverin yarmaya düze
Önümü çevirin de sılaya yüze
Benden selam söyleyin kadersiz kıza
Düğünümü de koydular bahardan güze
*****
Noldu yarim noldu sızın mı kaldı?
Beşikle ağlayan kuzun mu kaldı?
*****
Kontrol da gelmiş yazı yazıyor
Jandarmaya gelmiş kabrim kazıyor
*****
Nisanlımdan koşup yarma geziyor
Benim sevdiklerim başımda sızıyor
Noldu yarim noldu sızın mı kaldı?
Beşikte ağlayan kuzun mu kaldı?
*****
Ne kanlıymış su yarmanın çalışı
Sen miydin amelenin delisi
Kurban olayım Konya Valisi
Kırıldı da amelinin yarısı
*****
Noldu yarim noldu sızın mı kaldı?
Beşikle ağlayan kuzun mu kaldı?
*****
Yedinci tünelin direği sarkmış
Kayalar gelirken elini tutmuş
Dalgın dalgın uykuya yatmış
*****
Noldu yarim noldu .sızın mı kaldı?
Beşikle ağlayan kuzun mu kaldı?


YAPRAK DOLMASI TÜRKÜSÜ
Türküyü derleyen H.Hüsrevoğlu anlatıyor: “Olay Sandıklı’da geçmiştir. Yeni gelin olan Zeliha isimli bir gelin kıza, kayınvalidesi tarafından yaprak dolmasının nasıl sarılacağım tarif edilip, gelin evde bu iş için kalıyor. Kayınvalidesi kıra işine gidiyor. Gelin yavaş yavaş dolmayı sarıyor. İkindiden sonra bir tadına bakayım diyor. Bir bir yemeğe başlamış, derken birde baksa ki dolma bitmiş. Kaynanası dolma sevinci ile eve gelmiş, akşam sofraya dolma gelecek derken boş tencere geliyor. Artık gelinin durumunu anlatmaya gerek yok. Sonunda yeni gelin Zeliha (Zehle dinliyor) türküyü yakıyor. Bu türküyü rahmetli ninem evde yaprak dolmasını sararken ağıt şeklinde söylerdi. Bicik bicik aldım.”
Hikayesini okuduğunuz Yaprak Dolması Türküsünün sözleri şöyle:

Tükenmez sandım
Üç günlük gelindim
Dövülmez sandım.
*****
Ne diye yedin Zehle gelin dolmayı?
Eyşide mayhoşu sarmayı.
*****
Sağdan mı saram, soldan mı saram
Al fıtalı mor fıtalı gelinim
Nasıl bitti dolmalar Zehle gelin
Irgatlarla ora gitmedim.
*****
Ne diye yedin Zehle gelin dolmayı?
İncede mayhoşu sarmayı.
*****
Eşli misin beşikli misin?
Boncuklu döşlü müsün?
Yeni gelin değil min?
Dolmayı bi da görür müsün?
*****
Ne diye yedin Zehle gelin dolmayı?
Eyşide mayhoşu sarmayı.


YEŞİL OLUR SANDIKLI’NIN BİBERİ
Sandıklı’nın en tanınmış türküsüdür. Galip Çoşkun’dan alınan türkümüz Muzaffer Sarısözen tarafından derlenmiştir. TRT Halk müziği repertuarında 479 numara ile kayıtlı olan türkümüz defalarca TRT radyolarında Sandıklılı sanatçı Niyazi YILMAZ tarafından seslendirilmiştir.

Yeşil olur Sandıklı’nın biberi
Genç gelinler getirirler haberi,
Yel estikçe tere de toplar gabari,
El ettikçe uzaklaşma gel beri…

BAĞ - Ay oğlan tatar mısın?
Şeftali satar mısın ?
Şeftali pazarında
Sen oruç tutar mısın?

Aylede gel, cepkenini
Köşelerde bağla da gel

Şeker olur Sandıklı’nın meyvesi
Hoşa gider sırma cepken giymesi..
imanı üstüne mor fes eğmesi
Ay oğlan, oğlan sen deli misin?
Güzel sevmeye tövbeli misin?

BAĞ- Çorap işi maviştir,
Tanrı m bizi kavuştur.
Gece île gündüzde
Sevdiğimi ulaştır.

Havuzun başına vurmasın eller
Bugün efkarlıyım açmasın güller,
Yarimin methini etmesin eller,
Ay oğlan, oğlan sen deli misin?
Sen güzel sevmeye tövbeli misin?

BAĞ- Ay oğlan tatarlı mısın?
Şeftali satar mısın?
Şeftali pazarında
Sen oruç tutar mısın?

Ayle de gel , cepkenini
Köşelerde bağla da gel.


SANDIKLI ZEYBEĞİ
Düğünlerde, bayramlarda ve sayılı günlerde oynanan Sandıklı Zeybeği bir erkek zeybeğidir ve en az iki kişi tarafından kaşıkla oynanır. Zeybek oyunu, başlangıçta ağır olarak oynanır, zamanla süratlenir, ritmi hareketlenir.
Mahalli giysilerle Sandıklı ve civarında oynanan zeybek havası, genellikle Aydın, Denizli, Burdur ve Isparta, Manisa dolaylarında oynanan zeybeklerle motif, üslup, tavır, tarz ve vibrasyonlar bakımından büyük benzerlik ve aynililler, çatal değerler ve varyasyonlar gösteriz.
1955′te Osman Atilla (şair, milletvekili, folklor derleyicisi) tarafından metin olarak Süleyman Ulusoy ve İbrahim Dazkırı’dan yazılan zeybeğimiz, İzmir Radyoevi sanatçısı Nihat Kaya tarafından metne alınıp ve notaya dökülmüştür ( Hasip Terlemez’den tespit edilmiştir). Sandıklı Zeybek Havasının, Nihat Kaya tarafından metne alınmış şekli şu şekildedir:

Sandıklı Zeybek Havası

Çay kenarında inadına bitiyor kestane,
Selamım söylen, müfrezeler gelsin üstüme
****
Haydi güzelim kayada kabir olmaz
Haydi gazelim seviye sabır olmaz
Haydi güzelim kunduranı sağlam yere bas
Ben seninim ister öldür, ister as
****
Attan aman indim gül dalına bağladım
Asker aman oldum martinimi yağladım
****
Haydi güzelim tarlaların keseklisi
Ne hoş oluyor güzellerin göbeklisi
Haydi güzelim kunduranı sağlam yere bas
Ben seninim ister öldür, ister as


KAHVECİ

Sür kahveci kahvelerin demlensin
Ben gidiyo(ru)m gavur köyü dinlensin
Ben ölürsem yarenlerim eğlensin

Dumanım dağlara ağıyor benim
Sevdiğim ellere kalıyor benim

Sür kahveci kahvelerin köşk olsun
Ben gidiyo(ru)m ak bağrıma taş konsun
Saramadım saranlara aşk olsun

Dumanım dağlara ağıyor benim
Sevdiğim ellere kalıyor benim


ARDIŞTANDIR KUYULARIN KOVASI

Çekmecenin anahtarı altından
Bir yar sevdim asker oldu bahtımdan
Sultan Aziz inmem diyor tahtından

Bağ oldum bostan oldum
Dillere destan oldum
Yar oldum neyin(i) gördüm
Bir şişe misten oldum.

Ardıçtandır kuyuların kovası
Suya koyvermiyor gavur anası
Nettim sana ey dilinden bulası

Bağ oldum bostan oldum
Dillere destan oldum
Yar oldum neyin(i) gördüm
Bir şişe misten oldum.


KUMALAR DAĞINDA GÖÇ KATAR KATAR

Türkümüzü Niyazi Yılmaz (TRT Ankara Radyoevi Sanatçısı) şöyle anlatıyor: Afyon ve Sandıklımız Türk Halk Müziği ve Halk Kültürü bakımından yurdumuzun en zengin ve en renkli köşelerinden birisidir. Zeybekleri, Türküleri, Kadın oyun havaları, kıvrak ve ağır zeybekler hatta Dinar’a Doğu’da Teke havaları gurbet havaları özelliğini taşır.

Kumalar dağı bizim çocukluğumuzun geçtiği Sandıklı, Yolkonak, Ürküt, Kızık, Karacaören, Nuh, Mahmarı, Akharım, Kınık, Daylık, Ekinhisar ve diğer köylerimizi ve Karadirek için Türkülerin ve hatıraların, efsanelerimizin konusu ve kaynağı olagelmiştir.

Yaşı 45′inüzerinde olanlar, Sandıklı çarşısında satılan şıralı karlı buzlu şerbetin tadını unutmamışlardır. Uzun Çarşı’da şerbetçi ve helvacı dükkanlarının tezgahına kurulan adam boyunun yarısındaki Kumalar dağının karlarında şıngırdayan billur bardaklarda şerbetin lezzetini ve içim tadını bizler unutamadık. Temmuz Ağustos aylarında merkep yükleriyle bu çuvallara konularak Sandıklı’ya getirilen Kumalar dağlarının karları yanan yüreklerimizi söndürür, serinletirdi. Ayrıca evlerde yapılan Kargaşşağısi’da bizim damak kültürümüzün ayrı bir güzelliğini gösterirdi. Birçok manilerimizde, Türkülerimizde sözü edilen “Yandı yürek kar getir” gibi mısralar nostaljik bir arzı değil edebi bir örgünün nadide örneklerinden ve mecazlarından bir güzel örneği oluşturur. Yanan yürek sevgiliye duyulan özlem ve hasrettir. Bu yanan yüreği ancak sevgilinin selamı sesi veya varlığı söndürebilir. Buz gibi kar sadece yorgunluğumuzu giderir serinlememizi sağlar.

Sandıklımız Akdağıyla, Kumalar dağıyla ve Ahır dağları ile başka bir kültürün, tarihi bir kültüründe beşikliğini yapmıştır yüzyıllarca. Yüzyıllarca bu dağlarda bahar ve yaz aylarında yüzlerce Türkmen Yörüğü soydaşlarımız Sandıklılarla dostluklar kurmuşlar, buralarda yaylattıkları koyun ve davar sürüleriyle Türklüğün konar göçerlik kültürününde temel öğelerinde yerli halkla, yerleşik halkla alışverişlerde bulunmuşlardır.

Sandıklıdaki ve çevresindeki yerleşim birimlerinin kilim, heybe, çorap, haba, örmeli torba, at eğerlerindeki örmeler, şal örgülerindeki motiflerde Orta Asya Türkmen motiflerinin birlikteliklerini tespit edebilersiniz…

Karakeçili ve Sarıkeçili aşiretlerinden olan öz be öz Türk olan bu kardeşlerimizle aslında bir olan kültür birliğimiz uzak kalmaktan.dolayı yeniden etkileşim alanına girmiştir.

İşte Türkümüz, Sandıklı’da 80 yıla yakın bir zaman evvel derlenen aslında yüzyılların bir Türküsü:

Kumalar dağından göç katar katar
Katardan ayrılmış turnalar öter
Bize bu ayrılık ölümden beter

Ölüyorum gel de gel
Yanıyorum gel de gel

Ataşta yanan yerde gök çimen bitmez,
Eserde bad-ı saba yangınım gitmez.
Yanarda yüreğim dumanı tütmez

Ölüyorum gel de gel
Yanıyorum gel de gel

Yollara bakarım diz çöke çöke
Boynumu bükerim yaş döke döke
Ömrümü tükettim ah çeke çeke

(Bu türkü Muzaffer Sarısözen tarafından derlenmiş ve notaya alınmış, hemşehrimiz Galip Çoşkun’dan derlenen bu türkümüz 1973 yılında TRT Müzik Daire Yayınları 523 numaralı repertuara kaydedilmiştir.)


ÇÖMDÜM TÜRKÜSÜ
Yöresi : AFYON-SANDIKLI
Derleyen : Hasip TERLEMEZ
Kayıt Kişi : Hasan ÖZLÜ

Yıllar öncesi ,ilçemiz Sandıklı çevresinde yaşamış “Fatma” adında bir köy kızı varmış. Genç yaşta anne ve babasını kaybeden Fatma, köyün ileri gelenlerinin yardımıyla büyümüş, genç kız olmuştur. Küçük yaştan beri her işe koşan Fatma; büyüyünce etrafına yük olmamak için çiftini kendi sürer, orağını kendi biçer harmanı kaldırır, dağdan yakacak odunu dahi kendisi getirirmiş.Tez zamanda ünü çevre köylere kadar yayılmıştır Fatma’nın… Herkes bu kızı kıskanır olmuş. Fatma cesur mu cesur, çalışkan mı çalışkan ve beldesinde çok da sevilen birisi haline gelivermiş. Fatma düğün ve bayramlarda çok güzel oyunlar sergiler, döne döne, çöke çöke oynadığı için bu genç kıza çevre halkı “ÇÖMDÜM FATMA” derlermiş.

İşte böyle güle oynaya geçen günlerden sonra Fatma yalnız yaşadığı için kendini güven altında tutmak ve kötülere fırsat vermemek için iki kama taşırmış. Kamaların birisini ayağındaki yün çorabının içine, diğerini de belindeki kuşağının içine saklarmış. Fatma’yı kıskanan çevre köylerin gençleri; “Nasıl oluyor da bu kız kimseden korkmuyor? Şunu bir sıkıştıralım da o zaman görsün bakalım..” diye fırsat kollamaya başlarlar. Günlerden bir gün Fatma, dağa odun kesmeye gittiğinde, yakın_köyden üç delikanlı ormanın içinde (Kanlı Dere mevkii) önünü keserler.Alaylı ve tiksindirici sözlerle Fatma’yı sıkıştırmaya başlarlar. Fatma, her ne kadar yalvarıp yakardıysa bu gençlerden tatlılıkla kurtulamayacağını anlar. Çok güzel kullandığı kamasının birini belinden çıkararak en yakın delikanlıya atar. Kalbinden bıçağı yiyen delikanlı oracıkta can verirken.diğer bıçağım da çorabının arasından çıkarır ve ikincisini de vurur. Bu vaziyeti gören üçüncü delikanlı oradan hemen kaçar. Doğruca köye gelir ve olayı ölen arkadaşlarının ailelerine anlatır. Bu acı haberi alan köylüler öbek öbek dağın yolunu tutarlar. Olay yerinde iki ölünün basında ağlayan Fatma, o anda köy tarafından gelen köylüleri görünce, yaptığı işin kötü bir olay olduğunu ve köylülerin yüzüne nasıl bakacağını düşünerek baltasını ve ekmek çıkınını alır, ormana dalar, kaybolur gider. O günden sonra “Çömdüm Fatma’yı” sevenler bir daha izine rastlayamazlar. O zamandan bu zamana değin, öyküsü ve türküsü söylenmekte ve oyunu oynana gelmektedir.

Çömdümün uykusu yoktur.
Kimseden korkusu yoktur.
Hep söylenenler bana,
Benim günahım çoktur.

Hop çömdüm oyalı da Çömdüm
Hop Çömdüm boyalı da Çömdüm
Hop Çömdüm kınalı da Çömdüm

Kamayı vurdum yere
Yıkılsın Kanlı Dere.
Çok yalvardım olmadı,
Geldik bu kanlı yere.

Hop çömdüm oyalı da Çömdüm
Hop Çömdüm boyalı da Çömdüm
Hop Çömdüm kınalı da Çömdüm

Kamayı çek kınından,
Yakından yakından yakından.
Koynundaki memenin,
Ben gelirim hakkından.

Hop çömdüm oyalı da Çömdüm
Hop Çömdüm boyalı da Çömdüm
Hop Çömdüm kınalı da Çömdüm


Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

%d blogcu bunu beğendi: